24 Mart Engelliler Çalıştayı PDF Yazdır e-Posta

MILLI EGITIM BAKANLIGI
ILKÖGRETIM GENEL MÜDÜRLÜGÜ
ENGELLILERIN OKULLARDAKI ENGELLERI ÇALISTAYI
ANKARA 24.03.2007

Milli Egitim Bakanligi Ilkögretim Genel Müdürlügü’nün düzenledigi Engellilerin Okullardaki Engelleri Çalistayi 24.03.2007 tarihinde Ankara Baskent Ögretmen evinde oturum baskani Ankara Üniversitesi Egitim Bilimleri Fakültesi Dekani Prof. Dr. Gönül Akçamete’nin açilis konusmasi ile basladi.

Prof. Dr. Gönül Akçamete
Yillardir engelliler ile ilgili çalismalar yapilmistir. Ancak ilk kez devlet kurumlariyla Ilkögretim Genel Müdürlügü ve Özel Egitim Rehberlik ve Danisma Hizmetleri Genel Müdürlügü ile böyle bir çalisma yapilmistir.
Özel gereksinimleri olan bireylerin toplumsal yasama katilmalari milli egitim bakanligi içinde bile birimler arasinda müsterek çalismalarini ve ortak isbirligini gerektirmektedir. Çünkü bazen. Özel Egitim Rehberlik ve Danisma Hizmetleri Genel Müdürlügü çikardigi bir yazi diger genel müdürlügün çikardigi yaziyla çelisebilmekteydi.
Son yillarda bütün dünyada özel gereksinimli bireylerin %90’i genel egitim okullarinda egitim görmektedir. Ancak %10’unun özel egitim okullarinda egitim görmesi daha uygundur. Buna ancak çocugun genel durumunun degerlendirilmesinden sonra karar verilebilir. Bu sadece MEB.’in görevi degildir. Üniversitelerde ögretmen yetistiren kurumlar da bu isin içinde olabilir. Engelsiz bir egitim ortami ancak böyle saglanabilir. Bu anlamda bugünkü çalisma çok önemlidir. Bundan sonraki çalismalarin baslangici da olabilir.
Okul öncesi egitimde nasil kampanyalar baslatiyorsak, özel gereksinimli bireylerin egitiminde de öyle bir kampanya baslatmaliyiz.
Bu tür gereksinimleri olan çocuklari ne kadar erken teshis edip tedbir alirsak, bu tür çocuklari o kadar kolay topluma kazandirabiliriz.

Ilkögretim Genel Müdürü Prof. Dr. Yüksel ÖZDEN   “Niçin Engelliler Çalistayi”
Prof. Dr. Yüksel ÖZDEN
Ilkögretim Genel Müdürü
24 Mart 2007 Baskent Ögretmen Evi
ANKARA

Engellilik,

Sadece çocugun ve ailesinin yasadigi bir durum olmaktan öte hepimizin ilgisini çekecek düzeyde büyük, önemli, özel ve insanî gerçekliktir.
Hepimiz engelliyiz!

Çünkü her gün hayata tutunmak için çaba gösteren çocuklarimiza yeterli destegi vermiyoruz.

Okullarimizi, sokaklarimizi en çok ihtiyaci olanlara göre düzenlemek aklimiza gelmiyor.
Engelimizin farkindayiz.

Engelimizi bilerek, gerekli önlemleri almak insana empatinin ilk basamagidir.
2006–2007 Yili Ilkögretim Istatistikleri

İLKÖĞRETİM OKUL SAYISI ÖGRENCİ SAYISI ÖGRETMEN SAYISI DERSLIK SAYISI
TOPLAM ERKEK KIZ TOPLAM ERKEK KIZ
TÜRKIYE TOPLAMI 34.656 10.846.930 5.684.609 5.162.321 402.829 209.366 193.463 307.511

Misyonumuz

Atatürk ilke ve inkilâplarini benimsemis, Toplumun temel degerlerine sahip, bireysel farkliliklari dikkate alan, arastirma, sorgulama,  becerileri gelismis; yasam boyu ögrenmeyi ilk edinmis, insan haklarina saygili,

Demokratik cumhuriyeti özümsemis iyi insanlar ve iyi vatandaslar yetistirmektir.

Misyonumuzu gerçeklestirmek için sartlarimiz bugün dünden daha iyi, yarinsa çok daha güzel olacaktir.

Problemlerin farkindayiz. Çözümü birlikte arayacagiz, Uygulamayi da el birligi ile basaracagiz

Devletimizin 2023 yilinda kutlayacagimiz 100. kurulus yilina her alanda hazirlanirken bir tespit yapmak isimizi kolaylastiracaktir:

Türk Egitim Sistemini ’nin genel sorunu, yaptigini dogru sekilde yapamamak degil, dogru olani yapmamakti.

Yasanan degisim en büyük etkiyi Millî Egitim Bakanliginda gösterdi. Egitim, degisimin itici gücü olma yolunda hizla ilerlemektedir.

Bunun bir yansimasi olarak;  Ilkögretim programlarini,  derslerini ve kitaplarini yapilandirmaci anlayisa dayali olarak yeniledik. Ögrenciyi egitim-ögretimin merkezine yerlestirdik.

Her ögrencinin kendi hizinda ilerlemesi en çok engelli yavrularimizi sevindirecektir.


Genel müdürlük olarak; Ögretmenlerimiz ve okullarimizi engellilerin yararlanabilecegi düzeyde hizmete hazir hale getirmek için neyi nasil yapmamiz gerektigini bilimsel verilerin isiginda bilmek istiyoruz.

Özel egitim ve kaynastirma egitiminin ilkögretim okullarinda uygun ve etkili kullaniminin engelli yavrularimizin gelecege hazirlanmasindaki katkisinin farkindayiz.

Egitim temel insanî bir haktir. Genel Müdürlügümüz Sayin Bakanimizin destegi ve talimatlari dogrultusunda öncelikle engelli yavrularimizin okullarimizdaki fiziki engellerini ortadan kaldirmak ve onlarin okullara rahat bir sekilde gelmelerini temin edebilmek amaciyla;

07.02.2007 tarih ve 2007/14 sayili “Ilkögretim Okullarinda Yapilacak Fiziksel Düzenlemeler” genelgesini yayimlanmis

Konuya iliskin bilinç olusturmak, farkindalik yaratarak, herkesin üzerine düseni yapmasi için bir ön hazirlik olarak da “Engellilerin Okullardaki Engelleri” çalistayini düzenlemekteyiz.

“Egitimde feda edilecek tek bir fert dahi yoktur .” M.K. Atatürk

“Kimse egitim ve ögretim hakkindan yoksun birakilamaz.”   (Anayasa madde 42)

Ülkemizde yasayan engellilerin yaklasik yarisinin okuma yazma bilmedigi, yine yaridan fazlasinin ise hiçbir sosyal güvencesinin olmadigini görmekteyiz.

Özellikle engellilerin toplumla kaynasmasinin önündeki en büyük engel olan fiziksel yetersizlikleri olan okullar,  ihtiyaçlar göz önüne alinarak gerekli planlamalar ve uygun düzenlemelerle engelsiz çevre haline gelebilir.

EGITIM TÜRÜ Okul Sayisi Sinif Sayisi Ögrenci Sayisi Özel Egitim Sinifi Ögretmen Sayisi
Özel Egitim Sinifi   1164 9201 964
Kaynastirma Egitimi 8669 32254 55096  
ÖZEL Egitim Rehberlik ve Danisma Hiz. Gen Müd. 253 2711 15819 2075
TOPLAM 8669 33418 80116 964

Amacimiz

Engelli bireylerin formel egitim sistemi içinde dogru, akilci ve bilimsel kriterlere göre egitim almasinin saglamaktir. Böylece sosyal entegrasyon toplumun en önemli kurumlarindan birisi olan okulda gerçeklesmis olacaktir.

Çünkü okul hayata hazirlayan bir yer olmaktan çok hayatin kendisidir.

Bu çabayi önemsiyoruz.

Engellilerin sorunlari yalniz engellilere, ailelerine birakmayacak kadar önemli ve büyüktür.

Bu problem hepimizin sevgisi, ilgisi ve bilgisi ile çözülecektir.

Herkesin, çalistaya ve çalismaya katkisini bekliyoruz.       

Dr. Ruhi KILIÇ (Özel Egitim Rehberlik Danisma Hizmetleri Genel Müdürlügü)

MILLÎ EGITIM BAKANLIGI
Özel Egitim Rehberlik ve Danisma Hizmetleri Genel Müdürlügü

ÇOK PROGRAMLI ÖZEL EGITIM MERKEZLERI

ÇOK PROGRAMLI ÖZEL EGITIM MERKEZLERI Modelinin Uygulanmasiyla…

  • Özel egitime ihtiyaci olan bireylerin egitimlerini kaynastirma yoluyla sürdürmeleri esas olmakla birlikte bu kurum modeliyle; birden fazla engel grubuna (görme, isitme, zihinsel vb.) hizmet edecek, destek egitim birimlerinin ve diger sosyal tesislerinde yer aldigi erken çocukluk dönemi egitiminden de baslayarak yaygin egitimi de içeren kapsamli bir egitimin saglanabilecegi modüler yapida bir kurumun ülkemiz sartlarinda daha ekonomik ve fonksiyonel olacagi düsünülmektedir.
  • Bu bireyler, sosyal çevrelerinden ayrilmadan yerinde ve gündüzlü olarak egitim hizmetinden yararlanmalari saglanacaktir.
  • Özel egitime ihtiyaci olan bireylerin kaynastirma yoluyla egitime hazir hale gelmelerini saglayacak beceriler kazandirilacaktir (Örnegin görme engelli bireyin bagimsiz hareket becerilerinin kazandirilmasi, Braille alfabesini okuryazar hale getirilmesi vb.)
  • Birden fazla engeli olan bireyler basat engeline göre bir bölüme yerlestirilerek ek yetersizligine uygun destek egitim hizmetlerinden daha etkin biçimde yararlanabilmeleri saglanacaktir.
  • Bu bireylere yönelik özel egitim hizmetleri, bir program dâhilinde ve sistemli bir biçimde yürütülebilme imkâni saglanacaktir.
  • Bu bireylerin zorunlu egitim kapsaminda olan okul öncesi egitimden faydalanmalari saglanacaktir.
  • Zorunlu egitim çagi disinda kalan bireylerin egitimlerini sürdürmeleri saglanacaktir.
  • Merkezlerin modüler yapida olusturulmasiyla bir engel grubundaki ögrenci sayisinin artmasi ya da azalmasi gibi nedenler kurumun fonksiyonel yapisini etkilemeyecek dersliklerin idare tarafindan ihtiyaca göre degerlendirilecektir.
  • Merkezde olusturulacak aile egitimi ve psikososyal birimleri sayesinde özel egitime ihtiyaci olan bireyler ve ailelerinin karsilastigi sorunlari çözmeye yönelik sistematik bir çalismanin yapilabilmesi mümkün olacaktir.
  • Bu kurum modeli ile engel türlerine göre olusturulacak birimlerde ayri ayri brans ögretmeni ile yardimci personelin görevlendirilmesi ihtiyaci ortadan kaldirilarak hizmette ayni personelden yararlanmasi mümkün olabilecektir. Ayrica koordinatör okul müdürlügü sistemiyle yönetici personel istihdaminda da tasarruf saglanacaktir.


ÇOK PROGRAMLI ÖZEL EGITIM MERKEZI TIP PROJE MODELI

  • Merkez içerisinde olusturulacak ayri birimlerde görme, isitme, zihinsel engelliler ile otistik bireylere yönelik egitim hizmetleri verilmesi düsünülmektedir.
  • Merkez, farkli egitim birimleri ve ortak kullanim alanlari olmak üzere iki ayri kisimdan olusacak ve birimler birbirlerinden bagimsiz (ayri giris)  olup ortak kullanim alanlari ile baglantili olacaktir.
  • Egitim Bölümü
  • Bu bölüm;
  • Okul öncesi, görme engelliler, isitme engelliler, zihinsel engelliler (egitilebilir ve ögretilebilir) ile otistik bireylerin egitim görecegi birimlerden olusacaktir.
  • Okul öncesi ile görme ve isitme engelliler için en az iki derslik zihinsel engelliler (egitilebilir ve ögretilebilir) ve otistik bireyler için ise en az dört derslik yer almasi düsünülmektedir.
  • Tüm egitim birimlerinde bireysel egitim odasi, WC-lavabo yer almasi düsünülmektedir.
  • Ortak Kullanim Alani
  • Bu bölümde; idare bölümü, ortak egitim alani, sosyal tesisler ile teknik servislerin yer almasi düsünülmektedir.
  • Ortak egitim alaninin; resim ve müzik dersligi, bilgisayar ve fen laboratuari, islik, BEP birim odasi, uygulama evi, aile egitimi ve psikososyal destek odasi, erken çocukluk egitim odasi ile üç destek egitim odasindan olusmasi düsünülmektedir.
  • Sosyal tesislerin; kütüphane, kantin, çok amaçli salon, beden egitimi salonu, erkek ve kiz soyunma odasi, malzeme odasi, yemekhane, mutfak ve depodan olusmasi düsünülmektedir.


Güzide UZUNÖMEROGLU TEKES(Ankara Otistik Bireyler Dernegi Baskani )

Merhabalar

Hepiniz hos geldiniz. Bugün benim için seçilen konu basligi “Engellilerle Yasam.”Bunu farkli gelisen bireylerle yasam seklinde söylemek istiyorum. Çünkü onlarda dogal gelisim süresi ve seklinden farkli olmakla birlikte, kendi özellikleri dogrultusunda gelisiyorlar.
Ben 12 yasinda otizm tanili bir genç kiz annesiyim. Onlarin kendilerine ait bir yasam stilleri ve felsefeleri var. Ve büyük bir inatla da buna simsiki baglilar. Bizimde, onlarla yasadigimiz her animiz, bu durumlarini sabote etmekle geçiyor. Tabi karsilikli sikinti ve gerginlikleri de sikça yasayarak. Onlarin dogrulari toplumun egrileri olan bu davranissal durumlari degistirmek, bazen anlamsiz bazen de sonuçsuz oluyor. Onlar bizim ve olduklari gibi de kabulümüz. Birlikte zorlu zamanlar yasasak ta, karsilikli alis-verislerimiz ve buna bagli karsilikli ögrenme süreçlerimiz, kazançlarimiz var. Biz onlarin tadini biliyoruz, keyfini yasiyoruz. Bizler çekirdek ailemiz içinde zor ve yipratici zamanlar da yasasak kirilmiyor, incinmiyoruz
Ancak asil ve ortak sorunumuz olan digerleri ile bulusunca derin yaralar aliyoruz. Toplum ve bireyleri. Onlarla gerçek anlamda yüzlesmemiz, yavrularimizi entegre egitime baslatmaya karar verdigimizde oluyor. Dikkat ederseniz karar verdigimizde diyorum. Baslatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Yavrunuz sizin için en güzel, en özel. Üstelik birde farkliligi var. Istiyorsunuz ki, en iyi okula vereyim. Baska sorun olmasin. Tipik bir anne modeli olarak kresleri teftis ediyorsunuz. En ince detaylara kadar. Saniyorsunuz ki millet açmis kollarini sizi bekliyor. Tabi ki durumun hiçte sandiginiz gibi olmadigini kisa sürede anliyorsunuz.
Biz entegre egitim almaya çok ugrastik. Sadece 9 okuldan kovulduk. Kovulduklarimizdaki zaman ya hemen ya da birkaç günde oluyordu. Ilk görüsmede geri çevrildiklerimizi saymiyorum. Evimizin etrafinda büyücek bir daire çizerek ve okullarda hiçbir özellik aramadan buna egitimci kalitesi de dâhil tüm okullara gittim ve hiç birinden kabul görmedik.
5yil içinde 3 okuldan itiraz gelmedi. Bunlardan ikisinde tanidik olusu, digeri de tüm velilerden 200 alirken bizden 350 alan ticarethane. Bu okullara kabulümüz size nasil yansiyor. Gördügünüz gibi yavrularimizi olduklari gibi kabul eden hiçbir yer yok
Bu sorunu sadece biz yasamadik ve diger yasayanlarla da sinirli kalmayacak. Geçen haftalarda Mersin’den bir anne aradi ve bir yil içinde 25 devlet okulundan, üstelik RAM raporu olmasina ragmen ve onurlari kirilarak geri çevrildiklerini söyledi. Umarim bu sayiya bir baska aile ulasmaz. Bakanlik bünyesinde sube müdürlügü yapan arkadasimizin simdilik 7 macerasi var. Oysa 1Temmuz 2005 tarihli kanunun 15. maddesi söyle diyor.
”Hiçbir gerekçe ile özürlülerin egitim almasi engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetiskinlere, özel durumlari ve farkliliklari dikkate alinarak, bütünlestirilmis ortamlarda ve özürlü olmayanlarla esit egitim imkâni saglanir”
Böyle bir madde var ve biz hala içeri bile giremiyoruz. Neden? Duyarsiz ve entegrasyon bilincinden yoksun bir tek kisi yüzünden. Bunlar kabulümüz için yasanilan sorunlar. Kabul edilisimiz de sadece ve sadece bizlerden oldukça azinin bireysel olarak verdigi savaslari kazanmasi oluyor. Bunun da digerlerine asla faydasi olmuyor. Herkes kendisi için ve kendince çirpiniyor ve birçok seye de göz yumuyor. Amaaan bir yer buldum. Sesim çikmasin atiliriz, mahvoluruz, diye düsünüyor, en dogal hakkinizi bir sekilde satin aliyorsunuz. Kisiliginizden mi ödün verirsiniz cebinizden mi bilmem.
Ögretmenle çalismaya basladiginizda yine sorunlar baslar. Egitimci egitimsizdir çünkü. Ne yapacagini, nasil davranacagini bilmez. Sinifina gelen ögrenci2. Sinif vatandastir. Yillardir belli rutine oturttugu isi simdi ona emek bile vermeye degmeyecek biri için bir sürü angarya getirecektir. Kendini cezalandirilmis hisseder. Yetersizligi de korkusudur. En kolay yol ret etmektir. Ama bilmez ki sadece gülümsemeyi basarsa o çocuk için kazançtir. Tüm meslek guruplari insan için çalisir. Veterinerde Isi hayvanlarin saglik hizmeti de olsa aracisi insandir. Ama öyle meslekler var ki malzemesi insan olan. Hemsire, doktor, psikolog, ögretmen gibi… Iste bu isleri yapan kisilerin önce insan olmasi gerekiyor. O zaman her sey çok kolay. Ögrenmek nedir ki… Bizler farkli gelisim sürecindeki yavrularimiza ögretebiliyorsak egitimcimiz neden ögrenmesin. Ama istemek gerekiyor ön kosul olarak. Kimse de içi yanmadan buna gönüllü olmuyor.
Simdi su isimize zorlama olmadan yaramayan 5378 sayili kanunla içeri girdik, ögretmenimize de sadece sinifta var olmasini kabul ettirdik diyelim. Ilk adimi basardik. Bundan sonra isler daha sinsice dönmeye basliyor. Söyle;
Varsayin ki fiziksel engelli bir yavrumuz var. Okul çok katli. Merdiven kenarlarinda rampa asla yok. Içeriyi birakin girislerde bile yok. Bu ögrenci üst katlarda bir sinifa verilir. Kantin ve lavabolar alt katta. Bakiniz burada kimsenin bir digerini uyarmasina ihtiyaç yok. Durum meydanda. Zor olan yasami ögrencinin daha da zorlastirilir. Hâlbuki bu ögrenci için uygun fiziksel sartlari saglamak çok kolaydir, hiçbir getirisi götürüsü yoktur. Uyarilirlar ama yapmazlar. Sinifin sadece giris katina alinmasinin hiçbir zorlugu da yoktur yapilmaz.
Ya da bizim örnegimizde oldugu gibi 3 yildir defalarca söylememize ragmen sinifimizin kantinin tam karsisinda olmasi sürdürülür. Otizmin tipik özelliklerini tasiyan küçük hanimda sinif yerine sevdigi bir sürü kivir zivirla dolu olan kantinde zaman geçirir. Ders zamanlarinda da. Davranista 3 yil içinde olumsuz pekistireçlerle iyice sisirilir ve okul artik onun için kantin demek olur. Bununda çözümü hiç zor degildir yapilmaz.
Veya sinif ögretmeni tüm ricalariniza ragmen ve sinifta düzenli ödev yapanlardan biri sizin çocugunuz oldugu halde, ödevini gösterip”yidij atagmisin”diyen çocugunuzu ya duymaz ya da çocuklara seslenip”suna bir yildiz atin”der. Siz defterde ki yildizi görürsünüz, çocugunuz durumu size anlatamaz, mutsuzdur.
Bir buçuk yildir ayni sirayi paylastigi ve aralarinda asla sorun da olmadigi halde çocugunuzu yerinden kaldirip, en arkada ceza sirasi dedigi siraya tek basina oturur. Çocugunuz anlatamaz, mutsuzdur.
 Çocuklarin bayraminda 23 Nisanda ve diger etkinliklerde onu yok sayar. Sizin onca emekle sagladiginiz arkadasliklari telkinle bozmaya çalisir. Çocugunuz anlatamaz, mutsuzdur.
Ders sirasinda çocuklara” okuma engeliler” diye bagirir ve sorar neymissiniz.47 minik can hep bir agizdan” okuma en-gel-li”diye bagirir. Sinifindaki farkli gelisim gösteren çocuk bu kelimeyi tanir, kendisi için kullanildigini da bilir anlatamaz, mutsuzdur.
Beden egitimi dersinde disari çiktiklarinda ”oynamak istemeyenler otursun” der egitimcimiz. En sevdikleri ders ama üçü dördü oturur yinede. Sizin yavrunuzun kolundan tutar sende otur der ve akabinde “sen kalk, sen kalk” diye digerlerini derse alir ve o duvarin üzerinde yavrunuzu bir basina birakir. Oyun kosmaca, sizin yavrunuzun bunu basaramama durumu yok. Anlatamaz zeytin gözlünüz, mutsuzdur.
Anlatamaz ancak içerdeki grupla kaynastirma modeli çoktan tamamlanmistir. Ve her ders arasinda içeride olanlar size çocuk gözü ve duruluguyla anlatilir.
Bütün bunlar amaçli olarak yapilir. Bilirler ki bu duruma daha fazla dayanamayacak ve yavrunuzu o siniftan alacaksiniz. Size bunlar gibi ne örnekler verebilirim. Ama yeter sanirim. Bunlari su nedenle anlattim. Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin 14.maddesi söyle: Ayrimcilik yasagi
Bu sözlesmede beyan edilen hak ve özgürlüklerin kullanilmasi cins, irk, renk, dil, din, siyaset veya baska bir inanç, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azinliga mensup olma, mülkiyet, dogum veya baska bir statü gibi herhangi bir nedenle ayrimcilik yapilmaksizin güvence altina alinir.
Bu maddeye göre yukaridaki örneklerden bazilari dolayli bazilari direkt ayrimcilik.
Benim devletim ayrimciligi yasaklayan bu maddeye imza atti.Ne yapalim devletimizi dava mi edelim.Bunlar kurumsal yapilar içinde çözülebilecek seyler aslinda.Bu örneklerde ki tutumu sergileyen sadece tek bir egitimciye  emsal teskil etmesi açisindan verilebilecek en uygun ceza verilse,bakiniz bu kadar mert davranabilirler mi,Ankara da  verilen cezayi yarin Van duyar.Hangi meslek grubu çalisanlari islerini yaparken bu kadar kisisel davranabiliyorlar.Bu çok büyük bir basibosluk degil mi.
Gelelim OÇEMlere. 5378/15.Allahtan bu maddemiz var. Her yerde isimize yarayacak bir kullanabilsek
.”…özel durumlari ve farkliliklari dikkate alinarak, bütünlestirilmis ortamlarda ve özürlü olmayanlarla esit egitim imkâni saglanir ”O zaman bagimsiz OÇEM ler neden var. Ne yarar umuluyor, bu bir tecrit degil mi. Orada çocuklar ne kazaniyorlar, yoksa sürekli kayiptalar mi. Bagimsiz OÇEM lerle bu madde yine uygulanmamis oluyor. Bagimli OÇEM lerde de ayni normal okullarda yapilan sinsi ret edis var. Getirilen kriterler anlamsiz.
—Tuvalet aliskanligini kazanmis olmali
—Sözel iletisim kurabilmeli
—Yogun davranis problemleri(aglama, öfke nöbeti)olmamali
—Otistik özelliklerinden baska engeli olmamali
—Psikomotor gelisimine sahip olmali
 Çocuklarimiz bu özelliklere sahipse neden bagimli OÇEM lere verelim. Götürürüz okula olur biter.
RAM lar ayri bir konu. Çocuklarimiz yasadiklari farkli gelisimsel durumlar nedeniyle kendilerini ifade etmekte sikinti yasiyorlar. Özgüvenle ilgili sorunlari var. Iletisim basli basina sorun. Bunun gibi çesitli problemleri tasiyan çocuklarimizi kaynastirma egitimi programina katilmalari ve özel egitim alabilmeleri için RAM lardan bir rapor almamiz gerekiyor. Çocuklarimizin yabanci oldugu bir ortam ve yabanci kisiler yaninda gerçek performanslarinin takibi çok zor. Tanilari eger otizm ise bu daha da güç. Böyle düsününce aile, hekim ve egitimcilerinin ortak inisiyatifleriyle çocuk hakkinda karar verilmesi daha saglikli görünüyor. Yani bu degerlendirme zaman ve yerle sinirli olmamali. Ayrica bu merkezlerin birçogunda fizikselsel sartlar oldukça düsündürücü.
Bizde sorun çok. Kolay kolay çözülecege de benzemiyor. En azindan bugün bir farkindalik yarattigimizi düsünüyorum.


Doç. Dr. Tevhide KARGIN

ÖZEL EGITIM ALAN ÇOCUKLARIN ILKÖGRETIMDEKI ENGELLERI


Özel gereksinimli çocuklarin egitimi söz konusu oldugunda egitimcilerin karsi karsiya kaldiklari en önemli sorulardan biri de bu çocuklarin egitimlerinin nerede gerçeklestirilecegi sorusudur. Bu sorunun cevabi günümüzde en az kisitlayici çevre kavramiyla açiklanmaya çalisilmaktadir. En az kisitlayici çevre engelli çocuklarin en üst düzeyde performans gösterebilecekleri çevredir. Özel egitim alaninda yapilan çalismalar bu çevrenin gerekli kosullar saglandiginda çogunlukla kaynastirma egitimi oldugunu göstermektedir. Kuskusuz kaynastirmanin özel gereksinimli ögrenciye egitsel açidan pek çok yarari bulunmaktadir. Engelli ögrenciyi akranlarindan ayirmamasi ve böylece topluma uyumunu kolaylastirmasi, engelli ögrenciye kendisinden daha iyi modeller görerek gelisme firsatlari saglamasi bu yararlardan bazilari olarak siralanabilir. Ancak kaynastirmanin beklenen yararlari saglayabilmesi için öncelikle ne oldugunun çok iyi anlasilmasi gerekmektedir. Çogunlukla engelli ögrencilerin engelli olmayan akranlariyla bir arada egitilmeleri olarak tanimlanan kaynastirma tanimi;  eksik ve yetersiz bir tanimlamadir. Bu haliyle ancak fiziksel birliktelik saglanmis olacaktir.  Buna göre fiziksel bir birlikteligin de ötesinde kaynastirmayi tanimlayacak olursak kaynastirma sinif ögretmenine ve/veya engelli ögrenciye destek özel egitim hizmetleri saglanmasi kosulu ile engelli ögrencilerin genel egitim siniflarinda egitilmesi seklinde açiklanmaktadir.

Kaynastirma kavraminin, hem özel gereksinimli ögrencinin akranlariyla ayni sinifta egitilmesi anlamina gelen birlikte egitim kavramini, hem de bu egitim sirasinda ögretmene ve/veya özel gereksinimli ögrenciye saglanan destekleyici özel egitim hizmetleri kavramini içerdigini görüyoruz.
Buna göre kaynastirma, özel gereksinimli ögrencinin hiç bir özel egitim destegi olmadan dogrudan genel egitim sinifina yerlestirilmesi demek degildir. Tam tersine, genel egitim sinifinda bulunan özel gereksinimli ögrencilerin egitimlerinin, özel egitim destegi ile birlikte sürdürülmesidir.

Günümüzde özel gereksinimli ögrencilerin, genel egitim siniflarinda akranlariyla birlikte egitilmeleri giderek daha fazla kabul edilmekle birlikte uygulamada çesitli engellerle karsilasilmakta ve bu engeller nedeniyle istendik gelismeler elde edilememektedir. Kaynastirmanin engellerine baktigimizda bu engelleri;

olumsuz ögretmen tutumlari,  
uygun personel ve destek servislerin olmayisi,
genel ve özel egitimin farkli algilanisi,
fiziksel çevrenin yetersizligi basliklarinda incelemek mümkündür.

Olumsuz ögretmen tutumlari, kaynastirmanin en önemli engellerinden birisi olarak karsimiza çikmaktadir. Kaynastirmaya iliskin olumsuz görüslere sahip olan ögretmenler, bu egitimin engelli olmayan çocuklarin gelisimini olumsuz olarak etkileyecegini ve özel gereksinimli ögrencilerin bu egitimden akademik ve sosyal yönden yararlanamayacaklarini ifade etmektedirler.

Ögretmenlerin özel gereksinimli ögrencilerin kaynastirilmasina iliskin olumsuz tutumlari,

ögretmenlere saglanan yetersiz destek ve egitimden,
siniftaki ögrenci sayisinin fazla olusundan,
ögretmenin özel gereksinimi ögrencilerle yetersiz ve olumsuz deneyimlerinden ve
ögretmenlerin özel gereksinimli ögrencilerin davranislarini yönlendirme,
uygun ögretim programini hazirlama ve uygulama konularinda yeterli donamima sahip olmamalarindan kaynaklanmaktadir.

Bu konuda yapilan arastirmalarda, ögretmenlerin büyük bir çogunlugu kaynastirma düsüncesini benimsemekle birlikte, siniflarinda özel gereksinimli bir ögrencinin bulunmasina karsi isteksizdirler. Arastirmada ögretmenlerin çogunlugu, engelli ögrencilerin sinifi rahatsiz edeceklerini ve daha fazla ilgiye gereksinim duyacaklarini belirtmislerdir. Arastirmaya katilan ögretmenlerin bir kismi yeterli zaman, egitim, araç gereç ve personel destegi oldugunda kaynastirmanin basariyla uygulanacagini ifade etmislerdir. Ayrica ögretmenler hafif ve orta derecede engelli bireylerin kaynastirma için daha uygun oldugunu da dile getirmislerdir.  
Özetle, kaynastirmaya yönelik olumsuz ögretmen tutumlariyla uygulamada siklikla karsilasilmaktadir. Bu tutumlari olumluya çevirmek için ögretmene gereksinim duydugu zamanin, egitimin, personel ve materyal desteginin saglanmasina ve siniftaki ögrenci sayisinin daha az tutulmasina gayret edilmelidir. Ancak tüm bunlarla birlikte, ögretmenin öncelikle kendisinin ögrenmeye ve yardim almaya istekli olmasi gerekmektedir. Özel gereksinimli ögrencilerin egitim sorumlulugunu üstlenmek istemeyen bir ögretmenin, bu ögrenciler hakkinda bilgi toplamasi, gerekli durumlarda kaynak kisilere basvurmasi, her gün sinirli da olsa zaman ayirmaya çalismasi olasi görülmemektedir.

Uygun Personel ve Destek Servislerin Olmayisi: Daha önce de belirttigimiz gibi kaynastirma, özel gereksinimli ögrencinin hiç bir özel egitim destegi almaksizin dogrudan genel egitim sinifina yerlestirilmesi demek degildir. Gerekli durumlarda ögretmene ve/veya özel gereksinimli ögrenciye destek hizmetlerin saglanmasini gerektirmektedir. Ancak ülkemizde, genel egitim okullarinda sinif ögretmenine a) özel gereksinimli ögrencinin belirlenmesinde, b) degerlendirmesinde, c) gerektiginde bireysellestirilmis egitim programi hazirlanmasinda ve e) ögretimin planlanmasinda ve uygulanmasinda yardim edecek destek servisler bulunmamaktadir. Bu durum kaynastirma uygulamalarini olumsuz yönde etkilemektedir.

Genel ve Özel Egitimin Farkli Algilanisi: Temelde genel ve özel egitim arasinda, egitim programini planlama ve uygulama bakimindan büyük farkliliklar olmamasina karsin, genel egitim okullarinda görev alacak pek çok ögretmen, mesleki egitimleri sirasinda, özel egitime iliskin yetersiz bir donanimla mezun olmaktadir. Ülkemizde kaynastirmanin hem yasal düzeyde, hem de uygulamada kabul görmesine karsin, ögretmen yetistiren programlarin içerikleri incelendiginde, özel egitime ve kaynastirmaya iliskin derslerin bulunmadigi dikkati çekmektedir. Bu durum uygulamada sikinti yaratmakta ve siniflarinda özel gereksinimli ögrenci bulunan ögretmenlerin bilgi eksiklikleri hizmet içi egitim programlariyla giderilmeye çalisilmaktadir. Uygulamada yasanan bu sikintiyi ortada kaldirmak için tüm ögretmenlerin mesleki egitimleri sirasinda özel gereksinimli bireyler ve bu bireylerin kaynastirma ortaminda egitilmelerine yönelik kuramsal ve uygulamali dersler almalari gerekmektedir. Nitekim alanda yapilan arastirmalarda, genel egitim siniflarinda görev yapan ögretmenler, kendilerini özel gereksinimli ögrenciler için hazirliksiz hissettiklerini ve isbirligi için de çok az zamanlarinin oldugunu belirtmislerdir.
Fiziksel Çevrenin Yetersizligi:
Özel gereksinimli bireyler sahip olduklari özelliklere göre özel olarak düzenlenmis çevreye gereksinim duymaktadirlar. Genel egitim okullarinin fiziki yapisi kimi zaman kaynastirmaya engel olusturmaktadir. Dik merdivenler, dar koridorlar, yetersiz isiklandirma, uygun olmayan tuvaletler, ulasilmasi güç kantinler, sesi gereginden fazla geçiren duvarlar, yanki yapan yüksek tavanlar ve yüksekligi iyi ayarlanmamis yazi tahtalari kaynastirmanin engelleri olarak karsimiza çikmaktadir. Okullarin fiziki yapisi ögrencilerin gereksinimlerine göre en az yardimla bagimsiz hareket etmelerine olanak saglayacak biçimde tasarlanmalidir.

Kaynastirmaya iliskin mevcut durumu anlamamiz açisindan bölümümüz (Ankara Üniversitesi Egitim Bilimleri Fakültesi Özel Egitim Bölümü) tarafindan yapilmis olan bir arastirmanin sonuçlarini sizlerle paylasmak istiyorum. Arastirma ülkemizde ilkögretim düzeyinde ögrenim gören özel gereksinimli ögrencilerin bulundugu kaynastirma okullarindaki uygulamalara iliskin ögretmen, okul müdürü ve anne-babalarin görüslerini belirlemeye yönelik bir çalismadir. Arastirmaya 20 ilden 519 okul yöneticisi, 907 sinif ögretmeni ve 1140 anne-baba olmak üzere toplam 2566 kisi katilmistir.  

Arastirmadan elde edilen bulgular,
siniflarin (% 62.1) ve okullarin çogunda (%80.9) kaynastirmaya iliskin herhangi bir fiziksel düzenleme yapilmadigini göstermektedir.
Yapilan düzenlemelerin ise daha çok sinif ortamlarinda oldugunu ve özel gereksinimli ögrencilerin oturma yerinin degistirilmesi (%34,2) ile
oturma yerinde dikkati dagitici materyallerin bulundurulmamasi (%23.9) seklinde ortaya çiktigi görülmektedir.
Okulda yapilan düzenlemelere bakildiginda ise verilen yanitlarin oldukça küçük bir kismi (%19,1) okulda düzenleme yapildigini;
yapilanlarin ise daha çok sinifin okul içindeki yerinin düzenlenmesi (%11.2) seklinde oldugunu göstermektedir.

Ögretmenlerden elde edilen yanitlarda,
Ögretmenlerin büyük çogunlugunun (% 81,6) kaynastirma konusunda egitim almadiklari görülmektedir.
Egitim aldigini bildirenlerin de (%18,4) özel egitim konusunda düzenlenen hizmet içi egitim programlarina katildigi (%10.3) ve
Üniversite egitimi sirasinda özel egitim ile ilgili ders/dersler aldigi (% 8,7) görülmektedir.
Ögretmenlerin yaklasik yarisinin (%48,0) engelli ögrenci sinifa yerlestirilmeden önce çocuk hakkinda bilgi aldigi,
Bu bilgiyi sirasiyla
ögrencinin ailesinden (%29.7),
okul rehberlik servisinden (%18.5),
okul müdüründen (%16.0) ve
Rehberlik arastirma merkezlerinden (%11,9) aldiklari belirlenmistir.
Bu bilgilendirmenin
Çocugun engeline iliskin kisa bir açiklama seklinde oldugu da (% 33,6) dikkati çekmektedir.
En az bilgilendirmenin ise çocugun egitiminde yapilacak düzenlemelere iliskin (%11,7) oldugu görülmektedir.
Ögretmenlerin büyük çogunlugu (% 86,4) engelli ögrencinin kaynastirilmasina iliskin kendi bilgilerinin yeterli olmadigini ifade etmislerdir.
Ögretmenlerin egitim almaya en çok gereksinim duyduklari konularin sirasiyla,
ögretim yöntemleri (% 45.0),
diger ögrenci velilerini bilgilendirme (%42.3),
farkli engel gruplarindaki çocuklarin genel özellikleri (42.2) ve
programi çocuklarin özelliklerine göre uyarlama (%42.1) oldugu görülmektedir. Ögretmenlere kaynastirma konusunda egitim almaya iliskin olarak bir taleplerinin olup olmadigi soruldugunda ise,
büyük çogunlugu (% 89.7) herhangi bir taleplerinin olmadigini belirtmislerdir.
Siniftaki diger ögrencilerin engelli ögrenci hakkinda bilgilendirilme durumlarina iliskin verilen cevaplara bakildiginda,
ögrencilerin büyük çogunlugunun (% 68.3) engelli ögrenciler hakkinda bilgilendirildigi ve
bu bilgilendirmenin daha çok sinif ögretmeni tarafindan (% 63.3),
ders sirasinda kisa bir açiklama seklinde ( % 54.7) yapildigi anlasilmaktadir.
Arastirmaya katilan ögretmenlerin büyük çogunlugu (% 61,7) engelli ögrencinin sinifin gerekliliklerini yerine getiremedigini düsünmektedirler.
Ögretmenlere siniflarinda bulunan engelli ögrenci için yardim (destek hizmet) alip almadiklari soruldugunda;
büyük çogunlugu (% 60.2) yardim almadiklarini bildirmislerdir.
Yardim aldiklarini bildiren ögretmenler ise
daha çok okul rehberlik servisinden ögretim materyallerinin uyarlanmasi konusunda (% 44.9) yardim aldiklarini bildirmislerdir.
Ögretmenlerin büyük bir çogunlugu siniflarinda bulunan engelli ögrencilere yönelik bireysellestirilmis egitim programi hazirlanmadigini (% 77,1) ve engelli ögrenciler için de mevcut müfredat programini uyguladiklarini (% 70,9) belirtmislerdir.
Ögretmenlerin büyük çogunlugu engelli çocuk aileleriyle isbirligi yaptiklarini (% 74,1) ve bu isbirliginin sirasiyla
anne-babayi bilgilendirme (%49.7),
düzenli görüsmeler yapma (% 44.9),
çocugun gösterdigi gelisimi ve degerlendirme sonuçlarini aile ile paylasma (% 40.2) seklinde oldugunu ifade etmislerdir.

Okul müdürlerinin verdikleri yanitlara baktigimizda ise,

büyük çogunlugunun okullarinin kaynastirma çalismalari için uygun olmadigini (% 77.6) belirttikleri;
bu duruma neden olarak da
sinif ögretmenlerinin kaynastirma konusunda yeterli bilgiye sahip olmamasini (% 57.4),
okulun fiziksel kosullarinin uygun olmamasini (% 49.7),
sinif ögretmenlerinin isteksiz olusunu (% 35.1),
siniflardaki ögrenci sayisinin fazla olmasini (% 31.8) ve
Diger ögrencilerin ailelerinin isteksiz olmasini (% 29.3) göstermislerdir.
Arastirma grubunu olusturan okul müdürlerinin büyük bir çogunlugu kaynastirma konusunda egitim almamislar (% 81.6) ve
kaynastirma ögrencisi okula gönderilmeden önce kendilerinin bilgilendirilmemislerdir (% 72.0).
Ayrica kaynastirma ögrencisi gelmeden önce ortam, ögretmen ve diger ögrencilerin kaynastirmaya hazirlanmadiklarini (% 79,6);
bu duruma neden olarak da yapilacak düzenlemelere iliskin yeterli bilgiye sahip eleman olmamalarini (% 58.4),
Zaman ve kaynaklarin sinirli olmasini (% 39,1) gösterdikleri görülmektedir.
Son olarak arastirmaya katilan okul müdürlerinin tamamina yakini (% 92,2) kaynastirma uygulamasi nedeniyle herhangi bir destek almadiklarini bildirmislerdir.


Anne-babalarin verdikleri yanitlara baktigimizda ise,
yaklasik yarisi çocuklarinin yerlestirildigi sinifin onlarin özelliklerine uygun oldugunu (% 56.2) belirtmisler,
diger yarisi ise uygun olmadigini (% 43.8) ifade etmislerdir.
Uygun olmadigini söyleyenler bu duruma neden olarak öncelikle müfredat programinin uygun olmadigini (% 26,2) belirtmisler,
daha sonra ise sirasiyla okulun fiziksel kosullarinin uygun olmadigini (% 20.0),
sinifin fiziksel kosullarinin uygun olmadigini (% 19.8),
Çocuklarinin siniftaki diger ögrenciler tarafindan dislanip alay edildigini (% 14,5) ve
en düsük olarak da sinif ögretmeninin yeterince ilgilenmedigini (% 9.6) göstermislerdir.

Anne babalara çocuklarinin hangi ortamda egitim almalarini tercih ettikleri soruldugunda
büyük bir çogunlugunun normal sinifta egitim almasini istediklerini (% 39.8),
ikinci olarak normal okulda özel sinifta egitimi (% 31.5) ve
üçüncü sirada ise gündüzlü özel egitim okulunu (% 22.6) tercih ettiklerini belirtmislerdir.
En düsük siralamada ise kaynak oda egitimi (% 5,8) ile yatili özel egitim okulunda egitimi (% 9,1) tercih edilmistir.
Ailelerin büyük çogunlugu çocuklarinin egitimini evde sürdürmeye yönelik olarak egitim almadiklarini (% 79,2) belirtmislerdir.
Egitim aldiklarini bildirenlerin ise daha çok sinif ögretmeni tarafindan bilgilendiklerini (% 16,3) ifade etmislerdir.
Anne-babalarin yaklasik yarisi (% 47,1)  çocuklarinin egitimine evde yardim edebildiklerini belirtmislerdir.
Evde yardim edemedigini belirten anne-babalar (% 52,9) bu durumun nedeni olarak en fazla evde nasil yardim edeceklerini bilmemelerini (% 37,3),
daha sonra bunu sirasiyla evde yeterli materyalin olmamasini (% 21.9),
okulda nelerin ögretildigini bilmemelerini (% 18.6) ve
zamanlarinin olmamasini (% 18.3) göstermislerdir.
Son olarak, anne-babalarin neredeyse tamami (% 92,3)  çocuklarinin egitimine iliskin daha fazla bilgi/yardim almak istediklerini belirtmislerdir.

Bu bulgular bize ülkemizde kaynastirma konusunda yapacaklarimizin çok oldugunu göstermektedir.  Hepinize dinlediginiz için tesekkür ederim

 

www.anobder.org.tr
Anobder - Ankara Otistik Bireyler Derneği