V.Gönüllü Eğitim Dayanışma Projesi PDF Yazdır e-Posta

V
.GÖNÜLLÜ EĞİTİM DAYANIŞMA PROJESİ

Kapının Zili Benim İçin Çalıyor

Ben                       Ben                      Ben                          Ben                         Ben                      Ben

23 Ekim 2011 Gönüllü Eğitim Semineri



Gönüllü eğitim semineri Psikolog Sema Büyükkarakaya'nın Otizm nedir?,tanı ölçütleri ve genel özellikler hakkındaki sunumu ile başladı.Özel eğitim uzmanı Hacı Şahin'in Otizm de kullanılan eğitsel teknikler anlatımı ile son buldu.




Gönüllülerimiz
ODTÜ,Hacettepe,Ankara ve Gazi Üniversitelerinden 70 gönüllü öğrencimiz projeye katılmışlardır.


08 Ocak 2012 Gönüllüler ile Paylaşım Toplantısı


Özel eğitim uzmanı Hacı ŞAHİN               Gönüllülerimiz

Ev Ziyaretleri

Ben Damla DOĞRU. Atılım Üniversitesinde psikoloji okuyorum. Birinci sınıftayım. Bu çalışmayı internette gördüğüm an hemen başvurdum, çünkü arayıp da bulamadığım fırsat tam karşımda duruyordu. Cumartesi günüydü, Doruk’la tanıştığımız zaman… Güzide Hanım bana çok şanslısın demişti ama seminerde bahsedilen sorunlardan biriyle karşılaşmaktan çok korkuyordum yine de… Doruk’un annesi Canan Hanım’ın sesi telefonda çok tatlı gelmişti. Tabii ona ilerde Canan Abla diyeceğimi, hatta telefonda birbirimize ‘şekerim’ diye sesleneceğimizi bilmiyordum o zamanlar… Kapıdan içeri girdiğimde önce Canan Abla ile tanıştım, daha sonra da Doruk’un babasıyla. İyi ama Doruk nerdeydi peki? İçerden bir televizyon sesi geliyordu ve tabi ki Doruk televizyonun başındaydı. Sonradan öğrendim ki Doruk tam bir televizyon aşığıydı, hatta çoğu zaman onu televizyonun başından kaldırmak için çok dil dökmem gerekecekti, tabi bu televizyon sevgisini ödül olarak kullandığım için de, Doruk’un bu sevgisine minnettarım… İçeri girdiğimde karşımda yemyeşil gözleriyle bana bakan Doruk duruyordu. Önce Canan Abla bizi tanıştırdı. Ben seminerde öğrendiklerimden dolayı ilk gün ona yaklaşmaya pek niyetli değildim ama Doruk benim ona yaklaşmamı beklemeden gelip yanıma oturup, elimi tutmuştu bile… Hemen Canan Abla bizi yalnız bıraktı ve biz Doruk’un odasına doğru yol aldık. Canan Abla’nın daha önce bana gösterdiği şekilde, ilk günden (!) Doruk ile 1 saat süren gayet güzel bir ders çalışması yaptık. Hiç sıkılmıyordu ve gözlerime çekinmeden bakabiliyordu. Uzun süre çalışmamıza rağmen dikkatini toplayabiliyordu. Tabi bunda arada ağzını tatlandıran şekerlerin de payı vardı elbet. O günden beri Doruk ile aramızda hiçbir problem olmadan çalışıyoruz. Onunla çalışırken hep karşımda bir ‘melek’ olduğunu düşünüyorum.  Çünkü onun dünyaya yollanmış özel bir insan olduğundan eminim. Onunla çok uyumluyuz ve ben de bu çalışmanın ödüllerini almaya başladım. Uzun zamandır ona ‘ Hadi Dorukcum benim adım ne? Dam-la, dam-la.’ diye öğretmeye çalışıyordum ama bizim oyuncu paşamız hiç üstüne alınmıyor gibi görünüyordu. Fakat ben emindim ki o bunu bir yerlere kaydetmişti. Derken, onun en sevdiği çalışma olan sulu boyama yaparken çok keyifli olduğu bir anda ‘Damla’ dedi, dünyalar benim oldu. Geçen hafta da küçük paşamız ‘ben gidiyorum’ dediğimde beni bırakmak istemedi. Babası Meriç Bey’in ve benim uzun dil dökmelerimiz sonucunda o sımsıkı kollarını çözmeye ikna oldu. İyi ki seni tanımışım Doruk, iyi ki varsın. Seni ve aileni tanıdığım için çok şanslıyım ve seni çok seviyorum.

Saffet Taha (5 yaşında) ile ilk görüşmemde annesi ile ve kendisiyle tanıştık. Bundan sonraki haftalarda   Taha ile birlikte çalışmalar yaptık. İlk iki hafta ona elişi kağıtları ile ya da boyama çalışmaları yapmaya çalıştık. Bu anlarda Taha’yı oturtmak ve istenileni yapmasını sağlamak çok zor oldu. Fakat Taha’nın doktoruyla olan konuşmamdan sonra onun sabahları haftanın üç günü fazlasıyla özel eğitimde bu tür çalışmalar yaptığını bu nedenle Taha ile oyun kurma ve oynama beceri ve oyun esasında iletişimini arttırıcı aktivitelerde bulunmamın çok daha yararlı olacağını söyledi. Bunun üzerine Taha ile hep oyun oynama çalışmaları yaptım. Bunun da etkisini gittiğim son haftalarda gördüm. Taha ile ilk defa uzun süre diyebileceğim zaman zarfında top oynadık, evcilik oynadık ve araba sürdük. Bunun dışında bedenselleştirilmiş oyunlar oynuyoruz. Bunlara ek olarak kartlarla nesne tanıma çalışmaları yapıyoruz. Bu esnada da konuşmasını geliştirebilmesi için onunla sürekli konuşuyorum ve oyunları vb. öyküler kurarak devam ettiriyorum. Cansu Özkan

Çalıştığım Çocuk: Işık BAYRAK

Ben Nimet SOFİOĞLU. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Işık 7 yaşında ve ilköğretim 1.sınıf öğrencisi. Işık’la tanıştığım da annesi benim çok uyanık olmam gerektiğini ve beni herhangi bir zamanda herhangi bir konuda(özellikle ders konusunda) kandırabileceğini söylemişti. Işık’ın genellikle oyun oynayarak bazı şeyleri öğrenmesinde ve bazen oyun aralarında okuldaki el yazısı çalışmalarında da yardımcı olmaya çalışıyorum. Bazı haftalar görüşemediğimizde Işık’ın ve benim birbirimizle paylaşacağımız çok şeyimiz olduğunu fark ediyorum. Görüşemediğimiz haftalar neler yaptığımızı, okul hayatımızı, arkadaşlarımızı ve bunun gibi birçok konudan sohbet edip hoşça vakit geçirebiliyoruz. Birbirimize bildiğimiz oyunları anlatıyor, sonra da onları oynayıp ‘Acaba bu oyuna başka neler ekleyebiliriz?’ diye düşünüyoruz. El yazısı çalışmalarını desteklemek için ise deftere yapıştırılan gülen yüz çıkartmaları alıyorum ve bu şekilde Işık’ın istekli bir şekilde daha güzel ve çok yazı yazmasını sağlamaya çalışıyorum. Işık’ın bazen beni ders çalışma konusunda kandırdığını fark ediyorum :)  Mesela; öğretmeninin hiçbir ödev vermediğini ve bu yüzden el yazısı yapmayacağını söyleyerek yazı çalışmasına katılmadığını görüyorum. Sonra ben ona gülüyorum ve benim ona inanmadığımı anlayarak o da bana gülüyor. Çok eğlenceli vakit geçiriyoruz. Hem oynuyoruz hem öğreniyoruz. Işık’ı ve ailesini seviyorum.

Ben Hacettepe Üniversitesi 4.sınıf öğrencisiyim. Damla ile tanışmaya gittiğim ilk gün biraz endişeliydim açıkçası. Daha önceden böyle bir projede yer almamıştım ve Damla ile sıcak bir ilişki kuramamaktan korkuyordum. Ama tanıştığımız ilk anda Damla sıcacık yüreğini açtı bana ve şaşırttı beni (Şimdi her gittiğimde "hoşgeldinn Tuğbacımm" diyerek kocaman öpüyor beni:)). İlerleyen zamanlarda birçok faaliyet yaptık ayrıca film izledik, birlikte şarkı söyledik (Damla'nın sayısını tahmin edemeyeceğim kadar geniş repertuarından:)) Ve onu tanıdıkça azmine, coşkusuna, yeteneğine, öğrenme hızına hayran kaldım. Bunun yanında çok şey öğrendim, Damla'dan ve tabi ki annesi Güzide Hanımdan. Güzide Hanım sürecin başından itibaren bilgi birikimi, hoşgörüsü, sabrı ve içtenliğiyle çok destek oldu bana. Bu çok özel iki insanın hayatlarına dahil olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Bundan sonra da Damla ile kurduğumuz bağın kopmayacağına inanıyorum. Seni seviyorum Damla'cığım iyi ki tanımışım seni..Tuğba Ertürk

Merhaba ben Şeyma Karaca.Hacettepe Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği ikinci sınıf öğrencisiyim.Bu projeyi okuldaki bir afişte gördüm ve hiç düşünmeden başvurdum.Bu hem benim açımdan birçok şey kazanabileceğim bir çalışma olduğu gibi hem de onlar için elimden  gelen birşeyler varsa yapma imkanı bulabileceğim için mükemmel bir projeydi.Projeye kabul edildikten sonra seminere katıldık.Daha önce hiç otistik bir çocukla birlikte olmamıştım , onların dünyası hakkında hiçbir bilgim yoktu ama içimde inanılmaz bir istek ve yapabileceğime dair inanç vardı.Seminerde ne tür durumlarla karşılaşabileceğimizi anlattılar,otistik bireylerle ilgili bilgiler verdiler.Bunlar ilk tanışma için hazırbulunuşluğumuzu oluşturacaktı bu açıdan çok faydalı oldu ama tabiki yine de önyargılarım ve tereddütlerim vardı.Bunların hepsinin masum bir gülümsemeyle yıkılabileceğini henüz bilmiyordum tabi. Doruk la tanıştığımızda çarşamba günüydü okuldan gelmişti kapıda karşılaştık .Canan ablayla daha önce telefonda konuşmuştuk sesini duyunca ordan tanıdım yanında duran yakışıklının da Doruk olduğunu tahmin ediyordum.Seminerde anlatılanlardan dolayı Doruk'a yaklaşmakta çekindim uzaktan gülümsedim sadece ama onun bana sarılıp öpmesi beni ilk başta çok şaşırtsa da sonra inanılmaz mutlu olmamı sağladı.İlk tanışma için birçok endişelerim vardı ama Doruk'un bu sevimli hali cana yakın olması içimi rahatlattı.Çok çabuk alıştık birbirimize , bu kadarını tahmin etmemiştim.Bu benim için büyük bir avantajdı birbirimize ne kadar çabuk alışırsak, uyum içinde olursak o kadar verimli vakit gçirebiliriz diye düşünüyordum.Eve girer girermez Doruk'un televizyonun karşısına geçtiğini görünce onunla bu konuda çalışmamız ve televizyondan daha çok ilgisini çekmem gerektiğini düşündüm.İlk gün fazla üzerine gitmedim . Canan ablayla Doruk hakkında konuştuk . Hangi konularda çalışmamız ,gerektiğini neler yapmaktan hoşlandığını falan anlattı.Sonra beraber oyun oynadık Doruk paşayla.Canan abla Doruk'a karşı ne kadar kararlı davranırsam o kadar istediğimi yaptırabileceğimi söyledi.Bu asla aklımdan çıkarmamam gerekn bir söz oldu , yaşadıkça bunu daha iyi anladım.İlerleyen haftalarda Dorukla istediğim çoğu şeyi yapabiliyordum.Beraber resim yapıyoruz , sayıları , harfleri çalışıyoruz , psikomotor gelişimini destekleyecek etkinlikler yapıyoruz ve bunları yaparken hiç zorluk çıkarmıyor.Ona şarkı söylediğimde ve dans ettiğimizde çok hoşuna gidiyor.Doruk paşaya bunları yaptırırken şeker , çikolata gibi onun hoşuna giden şeyleri de ödül olarak veriyorum tabi.Bazı şeyleri sırf bu ödülü almak için bile yapabiliyor.Resim çekinmeyi ve kamerayı çok seviyor.Onunla etkinliklerimizi yaparken Canan abla da bizim fotoğraflarımızı çekiyor.Bir melekle aynı karede yer alabilmek benim için anlatılması güç bir duygu.Bazen Doruk'a birşeyler yaptırmak zor olabiliyor ama tavrımı bozmadığım ve kararlı olduğumu gördüğünde , iplerin benim elimde olduğunu anladığında daha fazla direnemiyor.Ama inanın birşeyi yapmak istemediğinde bile çok tatlı bir hali var bu yakışıklının.Boynuma sarılıyor ve beni asla bırakmıyor,bırakırsa onu odaya götürüp çalışacağımızı biliyor.Tamamen sevgiyle dolu bir çocuk.Beraber çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile.Bir keresinde 2 saat boyunca odasından hiç çıkmadan çalışmıştık Canan ablanın bize hazırladığı kekleri yemek için odadançıktığımızda farkettim saatin nasılda çabuk geçtiğini.O gün doruk beni çok mutlu etmişti.Çok hoş bir kardanadam yapmıştık onunla,sonra da dolabına astık.Birgün de onunla duvar saati yaptık ve annesine hediye ettik.Çok hoşuna gitmişti.Hatırladıkça yüzümde gülümseme uyandıracak olan bir anımızı da anlatmak istiyorum.Doruk bazen ona yaptırmak istediğim şeylerde istekli olmayabiliyor ya da nedenini anlamamın zaman alacağı bazı huzursuzlukları.Böyle bir günde Doruk televizyondan ayrılmak istemiyordu ona on beş dakika izleyebileceğimizi daha sonra televizyonu kapatacağımı söyledim.Beraber izledik ve süre dolduğunda ağlamaya başladı.Ama elbette bu oyununa gelmeyecektim.Ona ağlaması için de izin verdimYanına oturdum ve ağlaması bittiğinde haber vermesini istedim.Aslında içim hiç istemiyordu ağlamasını ama tavrımı bozmamalıydım o yüzden hiç yüz vermeden ağlamasını bekledim ve kısa bir süre sonra Dorukcum ağlaman bitti mi diye sordum o ise hem ağlamaya devam ederken 'Bitti ' dedi.Çok tatlıydı bunu söylediğinde.Daha sonra elini yüzünü yıkadık ve elimden tuttu odasına doğru yol aldık.O gerçekten bir melek.Karşınızda tamamen saf duygulara sahip bir çocuk var , ilk başta benim ona yardımcı olacağımı,birşeyler kazandıracağımı düşünüyordum ama zaman geçince anladım ki onun bana öğrettiği şeyler daha fazla.Ve her seferinde acaba bu sefer  Doruk paşadan ne öğreneceğim diye heyecanla gidiyorum yanına.Onlarla olmak gerçekten çok güzel.Bu duyguyu herkesin yaşaması ve kendinizi onların dünyasından mahrum etmemeniz dileğiyle

 

www.anobder.org.tr
Anobder - Ankara Otistik Bireyler Derneği