Hayata sporla tutunuyorlar PDF Yazdır e-Posta

Hayata sporla tutunuyorlar

Spor aktiviteleri otizmli çocukları daha sağlıklı yapıyor.

 

Ankara Otistik Bireyler Derneği (ANOBDER) ve Otizm Vakfı'nın, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Süper Yüksek Okulu'nun desteğiyle 3 yıldır gerçekleştirdiği çalışmalarla otizmli çocuklar hayata tutunuyor. Spor aktiviteleri ve halkoyunları çalışmaları otizmli çocukların beden hareketlerini düzenleyip sosyal hayata katılmalarını sağlıyor.

Doğduktan yıllar sonra otizmli oldukları farkedilebilen otizmli çocuklar, hayatları boyunca bunu taşıyor. Önceleri ''niye benim başıma böyle bir şey geldi'' diye soran aileler ise çocuklarına sahip çıkıp onların kendi ayakları üzerinde durabilmesi için çabalıyor.

Çocukları hayata katmak isteyen aileler, çeşitli aktivitelerle onların bir birey olarak toplumda yer almasına çalışıyor.

ANOBDER 2. Başkanı ve Otizm Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Cengizhan Soneren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin de 15 yaşında otizmli bir erkek çocuk sahibi olduğunu, 2 yaşında tanı konulmasından sonra mücadeleye başladıklarını söyledi.

Otizmi içe kapanıklık olarak tanımlayan Soneren, ayrıca bunun duyusal girdilerdeki farklılıklar olarak da adlandırılabileceğini ifade etti.

Soneren, herkesin sahip olduğu 5 duyu olduğunu fakat otizmli çocukların normal gelişim gösteren çocuklardan daha farklı gördüğünü, duyduğunu, algıladığını dile getirdi.

Hayata geçirdikleri ve 2008'den beri devam ettikleri ''Otistikler spor eğitim projesi''yle (OSEP), gerçekleştirilen faaliyetler çerçevesinde çok hareketli olduğu söylenen çocukların hareketlerinin anlamlı hale getirildiğini anlatan Soneren, hareketsiz olduğu söylenenlere de hareket kazandırıldığını kaydetti.

Soneren, yüzme de dahil yaptırılan sportif faaliyetler ve halkoyunları çalışmalarının Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ile gerçekleştirildiğini dile getirerek, bu faaliyetlere katılan her çocuğa birebir eğitim verildiğini anlattı.

Eğitimlere okulun öğrencilerinin gönüllü destek verdiğini dile getiren Soneren, bu faaliyetlerde ilk olarak otizmli çocukların model olarak, eğitim veren abi ve ablalarını örnek aldığını ifade etti.

Soneren, çocuklarının çok hareketli, düzensiz bir uykusu olduğunu belirten bir ailenin, cumartesi ve pazar eğitim alan çocuğun düzenli uyku uyuduğunu, toplumsal anlamda da düzen kazandığını söylediğini anlattı.

Çocukların bedensel anlamda da hareketler öğrendiğini dile getiren Soneren, bu yıl üçüncüsünü yaptıkları projede ilk yıl 40 otizmli çocuk ve 40 gönüllü eğitimci, şimdi ise 85 otizmli çocuk ve 85 gönüllü eğitimci bulunduğunu belirtti.

Soneren, çocukların gruplar halinde salon çalışmaları ve sherborne gelişimsel hareket eğitimi ve halkoyunları eğitimi aldığını da söyledi.

Otizmin başlı başına bir sıkıntı olduğunu dile getiren Soneren, otizmli çocukların en dezavantajlı grup olduğunu ifade etti.

Her iki çocuktan birinin konuşamadığını, hareketli olduklarını, konuşanların da konuşmayı sürdüremediğini, kendilerini ifade etmede zorluklar yaşadığını anlatan Soneren, dünyada her 150'de bir doğumun otizm olduğunun söylendiğini, bu Türkiye için baz alındığında 450-500 bin otizmli bireyin bulunduğunu varsaydıklarını ifade etti.

Soneren, otizmli çocuğu olan ailelere tanıyı alır almaz çocuklarıyla ilgilenmeleri ve sevgiyle bakmaları tavsiyesinde bulunarak, ''Kesinlikle bir ad takıp, otizm adını takıp, otistik adını takıp onları farklı görmesinler. Bugün bilinen en iyi tedavisi yoğun özel eğitim. Eğitim aldırsınlar. Eğer doğru yöntemle eğitim aldırırlar, doğru da ilgilenirlerse ayakları üzerinde durabilecek bireyler yetiştirirler'' dedi.

ANOBDER devam ederken Otizm Vakfını kurduklarını anlatan Soneren, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hepimizin kaygıları var. Ben yaşlandığımda, ya da ben öldükten sonra çocuğum ne olacak diye. Bu kaygıları gidermek amacıyla, vakfımızın vizyonu olan bir yaşam merkezi, yaşam köyü oluşturmak amacıyla Otizm Vakfını kurduk. Ankara Büyükşehir Belediyesi 7 dönüm üzerine 3 tane, yaklaşık bin 500-iki bin metrekare kapalı alana sahip 3 villa bize tahsis etti. Bu villalarda biz hem eğitim, hem yetişkin çocuklara iş okulu, hem de spor faaliyetlerini beraber yürüteceğimiz bir kampüs oluşturuyoruz. Belediyeye de anlaşma çerçevesinde belli bir kontenjan veriyoruz. Belediye de maddi gücü olmayan kişileri buraya yönlendirecek. Biz de maddi gücü olmayan çocuklarımızı bu vakıf bünyesinde her türlü etkinlikten faydalandıracağız. Emekliyorduk, ayağa kalktık, umarım güzelce yürüyeceğiz, koşmaya da başlayacağız.''

-''EVLADIM, ALLAH'IN LÜTFU''-

Otizmli çocuk sahibi olan Sevda Hızır da yaptığı açıklamada, doğduğu günden 3 yaşına kadar normal gözüken oğlunu bazı hareketlerinden şüphelenip doktora götürdükten sonra otistik olduğunu öğrendiğini söyledi.

Hızır, yaşadığı süreçte eğitime devam ettiklerini, doktorların önerilerini dinlediklerini, çevreye uyum sağlamayan çalıştıklarını belirterek, ''Böylece Allah'ın lütfu olan evladımızı bir yerlere getirmeye çalıştık'' diye konuştu.

Ailesinin, komşularının ve çevrenin yaptığı mücadelede önemine değinen Hızır, ''Çünkü bu kaldırılması çok zor bir olay. İnsan kendine bir şey olduğu zaman ilacını içiyor, yatıyor sabrediyor. Ama evladınıza bir şey olduğu zaman o kadar zor ki. Yaşamak gerekiyor'' dedi.

Hızır, zaman zaman mücadelesinden vazgeçmeyi düşündüğünü dile getirerek, ama çocuğunun yüzüne baktığı zaman onun en büyük şansının annesi olarak kendisini olduğunu düşündüğünü söyledi.

''Anne olarak sevgiyle doğurduğum evladımı böyle bir hastalığın pençesinden alabilmek için gerçekten tırnaklarımla kazıyarak bir yerlere varmaya çalıştım'' diyen Hızır, bunun da bir sınav olduğunu düşündüğünü kaydetti. Hızır, toplumun da daha benimseyici düşünmesi gerektiğini anlattı.

-''ASLINDA ÇOK ŞANSLI BİR ANNEYİM''-

''Neden böyle oldu, neden benim başıma böyle bir şey geldi'' diye de kendine sorduğunu, ancak herkesin başına birşeyler geldiğini dile getiren Hızır, ''Ben aslında şanslı bir anneyim, çok şanslı bir anneyim. Evladımı da Allah'ın bir lütfu olarak görüyorum'' dedi.

Otizm tanılı çocuk sahibi ailelerin karamsarlığa kapılmaması gerektiğini vurgulayan Hızır, 20 yıl evvel çok daha az imkan olduğunu, doktorlara, eğitimcilere daha kolay ulaşılabileceğini söyledi.

Düzenlenen sportif faaliyetlerinin çocukların sosyalleşmesi için önemli olduğunu söyleyen anne Hızır, bu tür etkinliklerin çok önemli olduğunu, çocukların hem hormonlarını dengelediğini, hem de sosyalleştiğini söyledi.

Hızır, onların yaptığı güzel şeyleri gördüklerinde mutlu olduklarını dile getirerek, bu faaliyetleri düzenleyenlere teşekkür etti.

Sevda Hızır, bu durumdaki ailelerin sabretmeleri, eğitimden de her şekilde faydalanmaları gerektiğini belirterek, bu tür etkinliklerin de Türkiye'nin her yerinde artması temennisinde bulundu.

Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'nda Uzman Halil Sarol de yaklaşık üç yıldır otizmli çocuklarla beraber olduğunu söyledi.

Projenin ANOBDER'in üniversiteden talebi doğrultusunda gerçekleştiğini anlatan Sarol, projeyle bir birliktelik sağlandığını kaydetti.

Sarol, otizmli çocuklarla çalışmanın güzel bir duygu olduğunu dile getirerek, 3 yıl önce, bilgi sahibi olmadıklarında tereddütleri varken, çalışmalara başlamalarıyla bu tereddütlerin gittiğini söyledi.

Ailelerin mutlu olmasının yanında kendilerinin de mutlu olduklarını ifade eden Sarol, başarının gelmesinin tereddütlerini ortadan kaldırdığını bildirdi.

Sarol, otizmli çocuklara eğitimlerini yüksek okulun gönüllü öğrencilerince verildiğini belirterek, 85 otizmli çocuğa 85 gönüllü tarafından birebir eğitim verildiğini kaydetti.

Eğitimcilere de çalışmalara başlamadan önce kurslarla eğitim verildiğini anlatan Sarol, ekim ayında başlayan etkinliklerde çocukların ilk önce adaptasyon sorunu yaşadığını söyledi.

Sarol, belli bir zaman geçtikten sonra çocukların mutlu olduklarını, yapamadıkları hareketleri yaptıklarını gözlemlediklerini ifade etti.

-''ÖRNEK OLSUN''-

Halil Sarol, toplumsal duyarlılık kapsamında gerçekleştirdikleri projenin örnek olması gerektiğini belirterek, ''Ülkemizde bir çok üniversite var, bu üniversitelerin beden eğitimi ve yüksek okulu bölümleri de var. Türkiye'de 12 milyon civarında engelli olduğunu düşünürsek, bu yüksek okulların bu tip projeleri üretmesi bizim mutluluğumuz olacaktır'' diye konuştu.

Gönüllü eğitimcilerden Kübra Yıldız da 3 senedir otizmli çocuklarla birlikte olduğunu belirterek, bütün eğitimlere katıldığını söyledi.

Yıldız, gönüllü olarak bu işe başladığını ve çocuklarla birlikte olmak istediğini ifade ederek, ilk başlarda zorlandığını ancak zaman geçtikçe birbirlerine alıştıklarını anlattı.

Eğitim alıp gelişim göstermeyen öğrenci olmadığını belirten Yıldız, burada bulunmaktan da hiç sıkılmadığını kaydetti.

http://www.gercekgundem.com/?p=361584

 

www.anobder.org.tr
Anobder - Ankara Otistik Bireyler Derneği